İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя..

KaRdEsLiGiN DaIm oLdUgU, sEvGiLeRiN BiRlEsTiĞi, DoStLuKlArIn bItMeDiGi AiLe fOrUmUmUzDa iYi vAkIt gEçIrMeNiZ UmUdUyLa eFeNdIm eDePlE GeLeN HüRmEtLe gIdEr.
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yaşayarak Ölmek Yada Ölümü Yaşamak

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
vuslatım özlemimdir
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 916
Kayıt tarihi : 02/04/09
Yaş : 42
Nerden : SİVAS

MesajKonu: Yaşayarak Ölmek Yada Ölümü Yaşamak   Salı Haz. 02, 2009 8:05 am

--------------------------------------------------------------------------------
Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur;

yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş kalelerde olsanız bile." (Nisa, 78)

Insan doğar, yaşar ve ölür. Fakat ölüm bir diriliştir insan için. Ölüm sevdadır, aşktır, tutkudur, yaşamaktır. Yeni dünyaları tanımak, yeni ufuklara açılmaktır. Ölüm fanilikten ebedîliğe ulaşmanın aracıdır.
Her gün biraz daha yaklaşırız ölüme. Geçen her gün, giden her an bizi ölüme biraz daha yaklaştırır. Attığımız her adım, ölüm için atılmış bir adım olarak çıkmaktadır karşımıza. Şu anda yaşıyorsak, hayatın içindeysek aynı zamanda ölümün de içindeyiz demektir. Hayat ve ölüm birbirini kuşatmış, birbiriyle bütünleşmiştir. Birbirine zıt iki farklı kutupmuş gibi görünmelerine rağmen iç içedirler. Biri olmadan diğerinin hiçbir anlamı yoktur. Yaşıyorsak, eninde sonunda öleceğiz; yaşamak, ölmek demektir. Öleceğini bile bile yaşayan tek varlık ise, insandır…
Ölüm, insan hayatının en mühim hâdisesidir. Kulluk ve imtihan için yaratılmış olan insanoğlunun, imtihan müddetinin sona ermesi ölümle noktalanır. Ölüm, gerçekleri görmek üzere imtihan uykusundan gerçek uyanıştır.
Ölüm, tesadüfî bir hâdise, bir yok oluş değildir. Mülk sûresinin ikinci âyeti, onun da tıpkı hayat gibi bir yaratılış, ilâhî irade ve takdirle meydana geldiğini belirtir:
"O Allah ki, amelce hanginiz daha güzeldir diye, sizi imtihan etmek için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, üstündür, bağışlayandır." (Mülk, 2)
Yaşamınızın üç gün sonra sona ereceğini düşünün. Son üç gün… Hayatınızın o üç günlük tüm saniyelerini nasıl hasretle yaşadığınızı göreceksiniz. Hayata, kâinata, insanlara bakış açınız tamamen değişecek. Geçen her saniyenin, tekrarının mümkün olmadığını bildiğiniz için ve geçtiğinde pişman olmamak için en güzel şekilde yaşayacaksınız. Gördüğünüz her şeyde bir anlam, derinlik ve farklılık olduğunu; hiçbir şeyin boşu boşuna, bir oyun ve eğlence olsun diye yaratılmadığını anlayacaksınız. Ya o son nefesinizin geldiği an! O anda bir gün daha yaşayabilmek için neleri feda ederdiniz, hiç düşündünüz mü?
Dünyaya bir daha gelmeyeceğiz. Suyu bulmak için illa ki susuz kalmak zorunda değiliz! Eğer geleceğe gidip ölüm anını bir dakika yaşasaydık, hiç vakit kaybetmeden geriye döner, her tarafı alevler içinde olan bir insan gibi koşuşturur, artı yönde bir şeyler daha yapabilmek için çırpınırdık.
Evet, hayata bir daha asla gelmeyeceğiz. Geçen günleri bir tarafa bırakalım, şu içinde bulunduğunuz günü nasıl değerlendiriyoruz? Sabah kalktıktan sonra yapacak işler listemizi olumlu yönde doldurmak için ne kadar çaba sarf ediyoruz? Sahi siz hiç böyle bir liste oluşturdunuz mu kendinize? "Ben, bugün şunları yapacağım, dün tamamlayamadığım işleri bugün eksiksiz yapacağım…" diyerek bir plan oluşturdunuz mu kendinize? Ne yazık ki işlerimizi hep rastgele, oluruna bırakarak, sistemsiz ve plansız bir şekilde yapıyoruz. Oysa hayatta hiçbir şey gelişigüzel ve rastgele olmuyor. Bir gün kapınızı aniden çaldığında ölüm, ona:
"Ben daha hazırlanmamıştım, şimdi olmaz, git, ben hazır olduğumda gelirim." diyebilecek misiniz? Böyle bir gücünüz var mı?
20. yy.ın sonlarına doğru Elisabeth Kübler ve ekibi tarafından, ölmek üzere olan insanların son anlarındaki düşünce ve hislerini öğrenmek için yapılan en ünlü psikolojik çalışmalardan biri olan 'Ölüm ve Ölüm Düşüncesi' adlı araştırmadan şu sonuçlar çıkmıştır: "İnsanlar ölümü kabullenmek istemiyorlardı, ölüm ve ölüm düşüncesi yadsınıyordu. Ölüm, düşünülmek bile istenmiyordu. Hastaların çoğunluğu yaşamın son anı olan ölüme, özgür iradeleriyle bakmaktan kaçınıyorlardı. Ölümü düşünenlerin ise, depresyona, isyana, psikotik bozukluklara (gerçeği değerlendirme yetisi bozulan) ve daha birçok psikolojik rahatsızlıklara müptela olduğu ortaya çıkmıştır."
İnsanoğluna ne olmuştu da ölümden yani hayatın bir parçasından bu kadar korkar hâle gelmişti? İnsanlar ölümden niçin bu kadar çok korkuyorlardı? Yaşıyorsak, mutlaka ölmeyecek miydik? Oysa ki, ölüm ve ölüm düşüncesi, insanı depresyona, bunalıma ve ruhsal sorunlara değil; gerçekleri görmesine, bu dünyanın ne anlama geldiğini anlamasına yardımcı olmalıdır.
İbn Ömer Radıyallahu Anhüma anlatıyor:
"Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm ile birlikte idim. Ensardan bir zat gelerek Aleyhissalâtü Vesselâm'a selâm verdi. Sonra da:
"Ey Allah'ın Resûlü! Mü'minlerin hangisi en faziletlidir?" diye sordu. Aleyhissalâtü Vesselâm:
"Huyca en iyisi!" buyurdular. Adam:
"Mü'minlerin hangisi en akıllıdır?" diye sordu. Aleyhissalâtü Vesselâm:
"Ölümü en çok hatırlayan ve ölümden sonrası için en iyi hazırlığı yapan. İşte bunlar en akıllı kimselerdir." buyurdular." De ki:
"Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıpbuluşacaktır. Sonra görüneni de görünmeyeni de bilen Allah'a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cum'a, 8
İnsanoğlunun bu noktadan sonra yapacağı tek şey, bu olgunun güzel ve olumlu yönlerini görebilmektir. Hareketsiz olan, devamlı aynı yerde kalan her şey çürümeye mahkûmdur. Akan güzeldir, giden güzeldir. Bir ömür akıyor, her gün giden ömür güzel. Hayatta ne oluyorsa, o güzel. Belki de ölüm bunun için güzel… Çünkü o da hayatın bir parçası.
Bir insan düşün; en sevdiği bir varlıktan ayrıldığında nasıl da üzülür. Aradan belirli bir zaman geçtiğinde tekrar ona kavuştuğundaki sevinç ve mutluluk ise, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar derûnidir. Öyleyse akla hemen bir soru gelmeli:
"Bizler ölümü bir "kavuşma" olarak değerlendiremiyor muyuz? Ondan korkma sebebimiz ne? İşte işin can alıcı noktası burada: İnsanın ölüme bile giderken başı dik ve gülerek gidebilmesi. Ölümü kucaklayıp Yüce Allah'a kavuşma arzusunun insanı yakabilmesi. Bunu başarabilmek ise, geçmeyen her anımızı, geçtiğinde üzülmemek için, Mevlâ'nın rızasını kazanabilmek için en iyi şekilde geçirmek.
Resûlullah Aleyhissalâtü Vesselâm, ölümün tefekkür edilmesini, sıkça hatırlanmasını tavsiye ederdi. Dünyaya olan bağlılıkların, sevgilerin fâni heveslerin yok olması ve ibret alınması için.
Her kâidenin bir istisnası vardır, bilirsiniz. İşte bu kâidenin istisnası da:
"Her canlı ölümü tadacaktır." (Enbiya, 35) âyeti kerimesidir. Hiçbir istisnası yoktur. Yaratılmışsan mutlaka ama mutlaka ölümü tadacaksın. Bu aynı zamanda "Her kâidenin bir istisnası vardır." kâidesinin istisna kâidesidir.
Dikkat ettiyseniz, Allahu Teâlâ ölümü "tatmak" diye nitelendiriyor. Ölümü tatmamızı istiyor bizden. Şöyle bir düşünün, insan daha çok güzel şeyleri mi tatmak ister; yoksa çirkin olan şeyleri mi? Mazoşist (acı çekmekten zevk alan) bir kişiliğe sahip değilseniz, "Güzel olanları" dediğinizden eminim. Yüce Yaratıcı ölümü tatmak şeklinde sunuyor bize. Öyleyse ölüm bir kez daha güzel.
"Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik. "Bakara, 56)
Eğer hepimiz kendi ölümümüz üzerinde düşünerek bir başlangıç yapabilirsek, çevremizde ve dünyanın her yerinde meydana gelen "yıkıcı faaliyetler", "bozgunlar" "savaşlar" ve "şiddet hareketleri " yerini düzene, adalete, tamamlamaya, hoşgörüye ve barışa bırakacaktır. Özellikle son günlerde dünyanın hemen hemen her yerinde ortaya çıkan karmaşa ve huzursuzlukları, savaş planlarını bir de bu açıdan değerlendirelim.
"Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir." (Zümer, 30)

_________________

Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar?
Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.

Yarın akılsız
neyi bileceksin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Yaşayarak Ölmek Yada Ölümü Yaşamak
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Ya çare sizsiniz ya da çaresizsiniz...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя.. :: ♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥...::::iSLAM::::....♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥. :: кคiภคt,кıyค๓єt שє คђiгєt-
Buraya geçin: