İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя..

KaRdEsLiGiN DaIm oLdUgU, sEvGiLeRiN BiRlEsTiĞi, DoStLuKlArIn bItMeDiGi AiLe fOrUmUmUzDa iYi vAkIt gEçIrMeNiZ UmUdUyLa eFeNdIm eDePlE GeLeN HüRmEtLe gIdEr.
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 İslam İnanç Hayat Düzenidir

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
vuslatım özlemimdir
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 916
Kayıt tarihi : 02/04/09
Yaş : 42
Nerden : SİVAS

MesajKonu: İslam İnanç Hayat Düzenidir    Cuma Kas. 05, 2010 9:19 am

İslam İnanç ve Hayat Düzenidir

İslâm'ın bir inanç düzeni ve bir program olduğu şüphesiz­dir. Ancak İslâm, incelikli, kapsamlı, insan ruhunun her du­rumunu düzenleyen, İnsan ruhunu çerçeveleyen bütün anlam­lı şeyleri kapsayan ve ister bireylerle, ister toplumlarla ilgili olsun; isterse de içinde yaşadığımız dünya ile veya güzel ol­masını İstediğimiz âhiret hayatı ile ilgili olsun; nefsin idrâk ettiği herşeyi içine alan bir düzen haline geldikten sonra tam anlamıyla inanılan bir inanç düzeni ve bağlanılan bir prog­ram olabilmiştir.

Bir inanç düzeni olarak İslâm, Allah'a, meleklerine, kitâblarına, peygamberlerine ve âhiret gününe îmân etmekdir. Bir hayat düzeni olarak ise; insana tam anlamıyla egemen olmak, ona hayat yöntemini ve hayatın hedefini göstermekle birlikte, dünya ve âhirette mutluluğa ulaştıracak çalışma yollarını da göstermektir.

Bir hayat düzeni olarak İslâm, müslümanın bütün hareket ve davranışlarını yönlendirdiği gibi, düşünüş ve niyetlerinde söz ve işlerinde de egemen olur. Gizli ve açık her şeyinde ona egemen olduğu gibi, yalnız başına olduğu ve başkalarıyla bir­likte bulunduğu zaman da ona egemendir. İslâm, müslümana yemesinde, içmesinde, giyim ve kuşamında egemendir; alış verişinde, her türlü tasarruf ve ilişkisinde egemendir; ciddi ikende, oyalanırken de, üzülürken de, sevinirken de, razı iken de, gazaplı iken de ona egemendir. Fakirliğinde, zenginliğinde de, sağlığında da, hastalığında da, zayıflığında, güçlü olduğunda da ona egemendir. Varlığında, yoksulluğunda, küçüklüğünde, büyüklüğünde, saygı gördüğünde, değersiz görüldüğünde de ona egemendir. Çocuklarıyla, ailesiyle olan ilişkilerinde, dost­luğunda, düşmanlığında, savaşmda ve barışında da ona ege­men olur. Birey olarak, toplum içerisinde yönetici olarak, yö­netilen olarak, işveren ve işçi olarak da hep egemendir ona. Zihinden geçebilen veya insanın bulunması mümkün olup da o konuda islâm'ın müslümana egemen olmayacağı, çizdiği yö­ne doğru girmesini istemeyeceği hiçbir durum söz konusu ola­maz.

İslâm'ı hayat düzeni olmayan, soyut bir inanç olarak sananlar îslam'a dair hiçbir şey bilmeyen bilgisizlerdir. Ya da İslâm'ın gerçeklerini anlamak imkânını bulamayan geri zekâ­lılardır. İslâm, gerçekte Allah'ın mümin kullarını boyadığı bir boyadır:

«(Bizler) Allah'ın boyasıyla boyanmışız. Boyası Allah'tan daha güzel olan da kimmiş?» (el-Bakara/138).

Müslüman, İslâm boyasıyla boyanmadığı, kendisini, ailesini ve ilişkilerini İslâm'ın katıksız rengiyle renklendirmediği tak­dirde müslüman olamaz.

İslâm'ı yalnızca bir inanç düzeni olarak sanan bu kimse­lerden daha cahil ve daha geri zekâlı olanlar da vardır. Bun­lar, müslümanlarm yararını, İslâm'ı bir inanç düzeni olarak koruyup hayat düzeni olarak da onu terk etmelerinde gören­lerdir. Bunlar daha bilgisiz ve daha geri zekâlıdırlar, çünkü İslâm'ın inanç esas ve prensipleri herşeyi bilen ve yaratan ta­rafından konulmuş olan İslâm düzeninin gölgesi olmaksızın yaşama ve yayılma imkânını asla bulamaz.

Bu gibi kimselerin bir inanç düzeni olarak İslâm'ı kabul ederken, bir hayat düzeni olarak ona imân etmemelerini de bir türlü anlayamıyorum. Acaba bunlar, inanç düzeni olarak onun Allah tarafından gönderildiğini kabul ediyorlar da, ha­yat düzeni olarak böyle olmadığını mı kabul ediyorlar?

«De ki: Hepsi Allah'tandır. Bu topluluğa ne oluyor ki, ne­redeyse hiç bir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?» (en-Nisâ/78).

İslâm'ı din olarak insanlara bildiren Allah, aynı şekilde onu bir inanç ve hayat düzeni olarak da bildirmiştir. Allah, insanların başka bir dini seçmelerini de kabul etmiyor :

«Kim İslâm'dan başka bir din arayacak olursa, o (din) ondan asla kabul edilmez ve o, âhirette ziyana uğrayanlardan olur.» (Ali İmrân/85).

Alah, İslâm dinini eksiksiz kılmıştır. Onu eksiksiz kılmak­la da kulları üzerindeki nimetlerini kemâle erdirmiş ve İslâmı onlar için din olarak seçip ondan hoşnut olmuştur. Onların ise, Allah'ın kendileri için beğenip seçtiğinden başkasını seçmeleri caiz olamaz :

«Bugün, sizin için dinimi eksiksiz kılmış, üzerindeki nime­timi tanamlamış, sizin için din olarak da İslâm'ı seçmiş ve ondan hoşnut olmuş bulunuyorum.» (el-Mâide/3).

Allah, din olarak İslâm'ı seçmiş bulunduğuna, onu insan­lar için bir inanç ve hayat düzeni olarak beğenmiş olduğuna ve böyle bir seçmede bulunmayı mümine haram kıldığına gö­re, müminin dilediğini seçme imkânı nasıl olur da söz konu­su olabilir?

«Allah ve rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman, kadın ol­sun erkek olsun hiçbir mümin için dilediğini seçmek yakışmaz.» (el-Ahzâb/36).

Bu gibi kimseler, islâm hükümlerinin parçalanamayacağını ve ayrılma kabul etmediğini; naslarının bir kısmıyla amel edilip diğer kısmının terk edilmesinin yasaklandığı gibi, bir kısmına îmân edip diğer kısmına küfr etmenin de yasaklan­mış olduğunu, böyle bir ayırıma gidenleri Allah'ın, dünya ha­yatında horlukla, âhirette de şiddetli azâbla tehdit ettiğini bilmiyorlar mı?

«Sizler Kitabın bir kısmına îmân edip bir kısmıma küfür mü edersiniz? Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında bir horluk ve hakirlikten başka birşey değildir. (Bu gibileri) Kıyamet Gününde de azabın en şiddetlisine geri çevirilirler.» (el-Bakara/85).

Rasulullah döneminde bir topluluk, Rasulullah'ın ne­valarına uygun bir şekilde hüküm vermesi için, Allah'ın indir­miş olduğu bazı hükümleri uygulamaktan vazgeçmesini temen­ni etmişlerdi. Bunun üzerine vahiy inerek, Rasûlullah'a, Allah’ın indirdiklerine sımsıkı sarılması emredildi ve bu gibi fâsık­ların hevâlarına uymaktan sakındırıldı. Bu gibi kimselerin hevalarına uymanın Câhiliyye Hükmü olacağı bildirildi ve en üstün ve en güzel hükmün Allah'ın kulları için seçmiş olduğu hükümler olduğu öğretidi:

«Bir de (şu emri indirdik : ) Onların aralarında Allah'ın indirdikleri ile hüküm ver, onların hevâlarına uyma. Allah'ın sana indirmiş olduğunun bir kısmından seni sapıtacaklar di­ye sakın onlardan. Eğer onlar, (indirilen hükümleri kabul et­mekten) yüz çevirirlerse, bil ki Allah, günahlarının biri sebe­biyle bile mutlaka kendilerini musibete uğratmak istiyordur. İn­sanlardan bir çoğu, muhakkak ki (Allah'ın emrinden dışarı çı­kan) f âsıklardır.

«Onlar halâ Câhiliyye devrinin o (sapık) hükmünü mü arıyorlar? Sağlam bir kanaata sahip olacak bir topluluk için, hükmü Allah'tan daha güzel olan kimmiş?» (el-Mâide/49-50).

İslâm'ın akidesi ile İslâm'ın hayat düzenini biribirinden ayırmak isteyenler, kasıtlı veya kasıtsız olarak İslâm'ın düş­manlarıdır. İslâm'ın hayat düzeni, elektriği üreten araç duru­munda ise, İslâm akidesi aracın meydana getirdiği aydınlık­tır. Araç dumura uğrayacak olursa, aydınlık da kesilir, İslâm da orada biter.

İslâm Dini, ırklar, renkler ve uluslar arasında birlik sağ­lamaya onları toplu olarak bir yöne doğru yöneltmeye, tek bir yol ve tek bir gaye etrafında toplamaya kadir olmakla di­ğer düzenlerden ayrı bir özelliğe sahiptir. İslâm, bunu ancak, hem inanç ve hem de bir hayat düzeni olduğu için gerçekleş­tirebilmiştir.

İslâm, belirli inanç ilkeleriyle bize gelmiştir. Ancak İslâm, yalnızca bunlarla yetinmemiş; bu ilkelerin üzerinde yüksele­ceği ve kendisiyle hayat bulacağı bir .yaşayış düzenini de ge­tirmiş, bu düzene uymamızı emretmiş ve buna göre hareket etmemizi istemiştir. Bu, eğitim ve yönetmeleriyle son derece incelikli bir düzendir, önceden de söylediğimiz gibi; herşeyi kapsamına almakta, insanın her durumuyla ilgilenmekte, kişiyi bir aşamadan öbür aşamaya ulaştırmakta, nihayet onu enâniyet ve nevalarından sıyrılacak bir noktaya getirmekte ve onu Kur'ân esaslarına hizmet edecek ve bu hizmetin içeri­sinde kendisini feda edecek bir aşamaya ulaştırmaktadır.

İşte îslâm, böylece tüm müslümanları aynı eğitimden ge­çirmekte, hepsini aynı hedefe yöneltmekte ve onları başka şey­lere bağlılıktan soyutlayarak aynı hedeflerin hizmetine vermektedir. Onlardan bir tanesinin isteği, diğerinin de arzusu­dur. Onlardan belirli bir topluluğun kendisi için çalıştığı şey. başka bir topluluğun da kendisi için çalıştığı şeyin aynısıdır. Onların küçüklerinin emeli, büyüklerinin de emlidir. Onlar­dan bir tanesine zarar veren, hepsi için zarardır. Onların, ki­şi olarak sayıları ne kadar çok olursa olsun, yaşadıkları top­raklar biribirine ne derece uzak olursa olsun, tek bir nefis­tirler, tek bir kalptirler ve tek bir kişidirler.

İşte bu esastan hareket ederek Rasûlullah, bütün müslümanların tek bir vücuda benzetmiştir. Bu vücudun bir organı rahatsızlanacak olursa, vücudun diğer kısımları da, uykusuzlukla ve ateşlene­rek onun ıstırabına katılır.

İslâm, gerçek yapısıyla bir inanç ve bir hayat düzen ol­duğuna göre; onun yapısı, aynı zamanda bir yönetim düzeni olmasını da gerektirmektedir. Çünkü akidenin varlığı ve ayak­ta durması, akidenin hizmetinde olacak bir düzenin de hazır hale getirilmiş olmasını gerektirir.

İslâm'ın hayat düzeni ken­disini koruyacak, kendisini adım adım izleyecek İslâmî bir yönetim düzeni olmaksızın ayakta duramaz. Çünkü İslâmî ol­mayan her bir yönetim düzeninin, İslâm düzenini tümüyle çalışmaz hale getireceği kuşkusuzdur. İslâm'ın hayat düzeninin yerleştirilmesi, İslâmî bir yönetim düzeninin de yerleştirilme­sini gerekli kıldığına göre, bunun anlamı şudur:

İslâmî Yöne­tim, İslâm'ın gereklerindendir veya onun tabiatındandır.

Abdulkadir Udeh

_________________

Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar?
Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.

Yarın akılsız
neyi bileceksin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
İslam İnanç Hayat Düzenidir
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя.. :: ♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥....::::EDEBİYAT::::..♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥. :: ๓คкคlєlєг-
Buraya geçin: