İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя..

KaRdEsLiGiN DaIm oLdUgU, sEvGiLeRiN BiRlEsTiĞi, DoStLuKlArIn bItMeDiGi AiLe fOrUmUmUzDa iYi vAkIt gEçIrMeNiZ UmUdUyLa eFeNdIm eDePlE GeLeN HüRmEtLe gIdEr.
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 1,2,3

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
vuslatım özlemimdir
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 916
Kayıt tarihi : 02/04/09
Yaş : 42
Nerden : SİVAS

MesajKonu: Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 1,2,3   Çarş. Kas. 03, 2010 9:30 am

Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 1
Yazar : Harun Uçur


Toplumların gelişimlerinde, ilerleyişlerinde ve değişimlerinde gençlik her zaman ön planda durmaktadır.

Bu duruş her çağda kendini hissettirmiş ve göstermiştir.

Tüm dinlerde, ülkelerde, ırklarda, milletlerde ve renklerde değişimi, cesurca haykırışı gençler ve genç yürekliler sağlamış ve yüklenmiştir.

Bebeklikten başlayan bu dik ve cesur duruş çocuklukla gelişimini sürdürür ve gençliğinde doruk noktasına, menziline ve hedefine ulaşır.

Fıtri bir özelliktir, bu özgür ve özgün duruş.

İçinde barındırdığı, yaratıcı tarafından verilen özellik gereği, yeniden, yenilikten yanadır biyolojik olarak; kısaca delikanlıdır.

Eskiden, gelenekten ve kalıplaşmış her şeyden bir uzaklık hissi içindedir..

Bu hissiyattan da öte hayatın tam içinde kendini gösterir.

Bu böyle olmalıdır; olmadığı takdirde bir dengesizlik vardır.

Dengesizliğin oluşmasında dış etkenlerin çok büyük oranda etkisi var.

İnsan doğduğu zaman İslam fıtratı üzeri doğar, ama daha sonra yakın ve uzak çevresel etkenlerle Hıristiyan, Yahudi, Mecusi, Milliyetçi, ırkçı, şirkî din ve tarzlara yönelir.

Yakın çevresel etkenler…

İnsan doğar doğmaz anne ve babasının kucağındadır, ilk etkileşim anne babadan başlar.

Anne babanın bir çocuk tasavvuru vardır, hedef o çocuğu inşa etmektir, bu inşa sürecinde çocuğun fıtri ilgisi, becerisi, merakı, kabiliyeti bakış açısı ve istekleri kısıtlanır, baltalanır ve engellenir.

Bu inşa süreci bebeklikten gençliğe kadar sıkıca devam ettirilir, istenen bir hedef vardır.

Hedeflenen dünya ölçekli ve gösteriş merkezli bir genç inşa etmektir.

Çocuğun her fıtri haline müdahale edilir, kiminle oturup-kalkacağına, neleri izleyip-izlemeyeceğine, okuyup-okumayacağına, dinleyip dinlemeyeceğine, neyi sevip sevmeyeceğine, neden korkup korkmayacağına, nerelere gidip gitmeyeceğine, nasıl giyineceğine, konuşacağına ve bunun gibi uzayıp giden birçok şeye kadar her şeyine müdahale edilir anne baba tarafından.

Çocuk eğitime ve müdahaleye zaten muhtaçtır, ama bu eğitim ve müdahale çocuğun fıtriyatına uygun fıtri midir? yoksa fıtriyatına ters; dünya ölçekli ve gösteriş merkezli midir?

Toplumumuzun çoğunda maalesef birinci şık yerine ikinci şık terci edilir.

Şunu unutmamak gerekir ki, tüm anne ve babalar bu müdahaleleri doğru ve yanlış, ne olursa olsun çocuğun iyiliğini düşünerek yaparlar.

Ve böylelikle en yakın çevresel etkenin aile olduğu görülmüş ve bilinmiştir.

Uzak çevresel etkenler…

Çocuğun ilk yedi yaşı önemlidir, bu çağlarında en yakın çevresi olan ailenin etki bakımından büyük bir yeri vardır, böylelikle ilk etkileşim tamamlanmıştır.

Ülkemizdeki eğitim sisteminde çocuklar yedi yaşında okula başlamaktadır, uzak çevresel etken olan devletin etkileşimi bu yaştan itibaren başlamıştır.

Devletsel eğitim ve müdahale, yedi yaşından itibaren gençliğinin sonlarına kadar devam eder.

Bilindiği gibi ülkemizde ilköğretimin ilk gününden itibaren “türklük andı” okutturulur ve milliyetçilik kalplere inşa edilir.

İlk günden başlayan bu müdahale sistematik bir şekilde üniversite yıllarına kadar devam ettirilir.

Devletin bir millet tasavvuru vardır, hedef o milleti inşa etmektir.

Devletin bu eğitim ve müdahalesi insanların fıtriyatına uygun fıtri midir? yoksa fıtriyatına ters dünya ölçekli ve gösteriş merkezli midir?!

Bunu iyi tahlil etmeli, neyin ne olduğunu, kimin kim olduğunu ve varlığımızın kime armağan olduğunu bilmeliyiz.

_________________

Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar?
Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.

Yarın akılsız
neyi bileceksin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
vuslatım özlemimdir
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 916
Kayıt tarihi : 02/04/09
Yaş : 42
Nerden : SİVAS

MesajKonu: Geri: Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 1,2,3   Çarş. Kas. 03, 2010 9:31 am

Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 2
Yazar : Harun Uçur


Devlet, tasavvuruna uygun inşa etmek istediği gençliğin (devletin bekasını temin için) kendince iyiliğini düşünür.

Buradaki “gençlik” ve “iyi” kavramı her devletin sisteminde (anayasasına göre) farklılık gösterir.

Ama genel manada iki devlet sistemi vardır; biri ilahi (fıtri) devlet sistemi, diğeri ise beşeri devlet sistemleri.

Beşeri devlet sistemlerinin inşa etmek istediği gençlik, devletinin ilke ve inkılâplarına sahip çıkacak ve bu uğurda her şeyini feda edecek, önünde ne durursa dursun, dinini, kültürünü, milletini, ana babasını bile feda edecek, çağdaş! bir gençlik tasavvuru vardır.

Tam anlamıyla vatan delilisi milliyetçi, ırkçı bir gençlik, her beşeri devlet sistemlerinin özlemini çektiği, hayalini kurduğu ve umutlarını besleği bir şeydir.

Gençlik üzerinde birçok el hesap kurmakta, oyun oynamaktadır; bilinen bir şey vardır o da gençler fıtratıyla buluşursa haksızlık karşısında susmayacak, gelenekten yana olmayacak, doğrudan taraf olacak, dinine, kültürüne ve tüm milletlere kim zulmederse ona dur diyecektir.

Bunun için fıtratıyla arasına duvarlar örülmeli, setler çekilmeli ki, kurulu düzenler yıkılmasın.

Genel olarak devlet, kurulu düzeni devam ettirecek bir gençlik hedefler; fıtratla arasını açacak, iplerini koparacak dünyevi, nefsanî bağları sıkılaştıracak yaşam tarzları gençliğe sunacaktır.

Dünyevi ve nefsanî yaşam tarzı “hep ben” merkezli, dertsiz baştır; derdi olmayan derman aramaz, acısı olmayan tatlıyı bilemez.

Olsa olsa tek dert, nefsini tatmin etmektir.

İşte tam burada gençliğin önüne sigara, uyuşturucu, içki, kumar, spor, müzik, fuhşiyat sunulur.

Ve böylelikle fıtratıyla ipleri kopartılmış gençlik, etkisiz hale getirilmiş, mankurtlaştırılmış ve içi boşaltılarak haksızlık karşısında dilsiz şeytanlaştırılmıştır.

Bu gençliğe olsa olsa “et yığını” gözüyle bakılabilir.

Devletin gençlik üzerindeki müdahalesi çok sıkı tutulur, başıboş bırakılmaya gelmez bir konudur; bunun için ailelere de bilinçaltı baskı oluşturulur.

Ülkemizde bilindiği gibi sıkı bir fıtratla mücadele yapılmış ve belli oranda yapılmaya devam ediliyor.

Bu mücadelede ilk olarak imam hatip liselerinin orta kısımları kapatılmış, Kur’an kursları kapatılmış, üniversitelerde kılık-kıyafet yasağı uygulanmış, katsayı adaletsizliği yapılmış, sekiz yıl kesintisiz zorunlu öğrenim ile eğitimde fıtratla bağlar kopartılmıştır.

28 Şubat fıtratla buluşacak gençlerin önünü tıkama süreciydi.

Bu mücadele sürecinde devlet kazanan taraf olmuş, zafer bayrağını onurluca! dalgalandırmıştır.

Tüm bunların ardından aileler çocuklarını gelecek endişesi ve dünyevi kaygılarla fıtratla buluşturacak eğitim ortamlarından kendi elleriyle uzaklaştırmışlardır.

Ailelere yapılan bu bilinçaltı baskı, ailenin gençlik tasavvurunu da inşa etmiştir.

Beşeri devlet gençlere baskı kurmuş, ailelere bilinçaltı baskı kurmuş ve bunun sunucu ne gençler fıtri olarak ailelerini sorguluyor, ne de aileler gençleri fıtri olarak sahipleniyorlar.

Sonuçta beşeri devletin tasavvurundaki genlik ve millet inşa edilmiş, artık bu dünyevi ve nefsanî millet devletini sorgulamıyor, zulümlerini, hatalarını görmüyor; kısaca mankurtlaştırılmış millet, illetleştirilmiştir.

* * * * * * * * *

Gençlik, bir toplumun atar damarını temsil eder; eğer bu damar delinirse o toplum ölmeye mahkûmdur.

Bu damarı delik deşik ettiler ve toplumu öldürdüler.

Ölmüş toplumun yeniden doğması gerekir, artık bu toplum dirilmez, yeniden doğması lazım.

Musa’nın (a.s) kavminin çölde kırk yıla mahkûm olması, yeni doğum sancılarıydı, vaad edilen toprağı yeni doğan toplum fethedecekti.

Çölde kırk yıl bedel ödemeden yeni doğum gerçekleşemez.

Kışın bedelini ödemeden bahar gelmez, tohumun bedelini ödemeden toprak yeşermez…

_________________

Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar?
Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.

Yarın akılsız
neyi bileceksin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
vuslatım özlemimdir
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 916
Kayıt tarihi : 02/04/09
Yaş : 42
Nerden : SİVAS

MesajKonu: Geri: Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 1,2,3   Çarş. Kas. 03, 2010 9:32 am

Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 3
Yazar : Harun Uçur

Hedefsiz ve gayesiz ok isabetsizdir, ama bir yere saplanır, bir yeri bulur; hedefsiz bir şekilde saplanmış okun sahibinin ruh halini görmek gerekir, nasıl bir ruh halidir ki hedefsiz ve gayesiz?

İşte aynı şekilde gençlik hedefsiz, gayesiz bir ok gibi isabetsizleştirildi, üzerinde binbir oyunlar, tezgâhlar kuruldu ve başıboş, düşüncesiz, fikirsiz, anlamsız bir genç figürü inşa edildi.

Kukla konumuna düşürülen robotlaştırılmış bir gence genç demek fıtrata hakaret anlamı taşımaktadır.

Laik, dünyevi, nefsanî aile ve devlet çobanları, sürülerini dilediği gibi yönlendirip pazarlıyorlar.

Rabbimiz tarafından gençlere fıtri olarak ihsan edilmiş olan devrimci, korkusuz yürekler tarumar edilip, yerine korkak koyunlar bina edildi.

Devlet ve ailenin tasavvurundaki gençliğin biçimlendirilmesi sistemli, programlı bir şekilde devam edecek ve ediyor.

Ülkemizde yakın zamanda sessiz sedasız bir düzenleme yapıldı; kesintisiz zorunlu eğitim sekiz yıldan dokuz yıla çıkarıldı.

Artık minik yürekler beş yaşından itibaren zorunlu olarak anaokulunu okuyacak, pilot olarak bu yıl otuz iki ilde uygulanacağı belirtildi.

Görüldüğü gibi fıtratla mücadele yaşı küçüldükçe küçültülmek isteniyor, biliniyor ki çocuklar erken yaşta etki altına alınırsa o kadar kalıcı olur.

Bizler erken yaşta çocukların eğitilmesine karşı değiliz, karşı olduğumuz taraf fıtriyatına uygun eğitim olmamasıdır.

Zaten fıtriyata ters bir eğitim sistemi mevcutken, bu daha da derinleştirildi, daha da kökleştirildi; üzücü olan ise bunlara toplum olarak sessiz ve tepkisiz kalmamız.

Anlaşılan o ki, toplumumuza kölelik içselleştirildi, benimsetildi, kabullendirildi.

Bu çok acı bir durumdur, ilk olarak bireyler köleleştirildi sonra aileler köleleştirildi ve en son olarak toplum köleleştirildi.

Beşeri laik devlet köleliği kabullendirdiği kişilerin fıtri tasavvurlarını etkileyip şeytani tasavvurlarını inşa ettirdi.

Dikkat edilmesi gereken şudur, beşeri laik devletler köleleştirme çalışmalarında hedefine sinsice yaklaşır, ilk olarak bilinçaltına sızar ve daha sonra aşama aşama yavaşça hayatın tüm katmanlarına müdahale eder.

Toplumların kölelik zincirlerini kırmaları çok zordur, ama nereye kadar; taaki gönlündeki devrimci, korkusuz fıtri özelliklerini yitirmemiş, sindirilmemiş cesur yürek çıkana kadar.

Fıtri özelliklerini kaybetmemenin mücadelesini ve gayretini göstermeye çalışan kim varsa onlar zamanın ‘ashab-ı kehfi’dir.

_________________

Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar?
Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.

Yarın akılsız
neyi bileceksin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
vuslatım özlemimdir
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 916
Kayıt tarihi : 02/04/09
Yaş : 42
Nerden : SİVAS

MesajKonu: Geri: Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 1,2,3   Çarş. Kas. 03, 2010 9:34 am

ben bireyselliğmizin yok edilmesinin yada irademizin demir parmaklıklar arasına alınmasının sebebini toplum olarak çocuk ve coçuğa bakış açımızdan kaynaklandığını düşünüyorum her şeyden önce anne ve babalara şu sorunun sorulması gerektiğini düşünüyorum hayırlı bir evlattan anladığınız şey ne ? ilk eğitim kurumunun aile olduğunu unutmayalım

kesinlikle ilk eğitim kurumu ailedir.Maalesef günümüzde bunun böyle olduğunu bilen aileler bile yeterince bu konu üzerinde durmuyorlar her konuda olduğu gibi. Bu vurdumduymazlık neden?
Varsa bu konudaki fikirlerinizi beyan etmenizi bekliyorum kardeşler selam ve dua ile

_________________

Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar?
Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.

Yarın akılsız
neyi bileceksin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Aile ve Devletin Gençlik Tasavvuru - 1,2,3
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя.. :: ♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥....::::EDEBİYAT::::..♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥. :: ๓คкคlєlєг-
Buraya geçin: